Tarih ve Toplum - Yeni Yaklaşımlar
Sayı:
 
Yıl:
Ay:
ANASAYFA | HAKKIMIZDA | İLETİŞİM

MAKALE ÇAĞRISI: “Bir facianın tarihini yazmak”


Türkiye’de tarihin en zor “yüz yıl” dönümlerinden birkaçını yaşıyoruz. Osmanlı İmparatorluğu’nun son on yılının, o en uzun on yılının, “on yıllık savaş”ın geriye bıraktığı tarihsel yükün bütün ağırlığıyla bir kez daha gündemi belirlediği, o tarih üzerinden tekrar “tarih yapıldığı” bir dönemdeyiz. Tek bir yılın, tek bir günün değil, bir asrın dönümü söz konusu olan. İmparatorluktan ulus-devlete geçişin, parçalanmaların, kopmaların, sürgünlerin, kıyımların, savaşların yaşandığı bir dönemin, nüfus ve etnisite mühendisliği girişimlerinin yüzüncü yılları devriliyor. Balkan Savaşları, muhacirlerin iskânı, Birinci Dünya Savaşı’nın yıkımı, Çanakkale savunması, Sarıkamış faciası, Ermeni tehciri/soykırımı, Rum tehciri, nüfus mübadelesi...

Bu “felaket” tarihinin  muhasebesi için bir yüzyıl değerlendirmesi kaçınılmaz artık. Bu aynı zamanda tarihçilik mesleği ve tarih yazımına dair bir çabayı da gerektiriyor.

Ulus-devlet pratikleri arasında önemli bir araç özelliğini haiz milliyetçi tarih yazımının eleştirisinin çokça yapıldığı bir dönemin ardından, tarihi başka türlü ele almanın aynı zamanda ortak bir tarihçilik sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz. Böyle bir sorumluluğu bizlere hatırlatan temel itici gücün yaklaşan 2015 olduğu açık.

Anılan felaketlerin bir muhasebesinin yapılabilmesi için, ortak bir tarihin parçaları olduğunu, ancak her zaman birbirine eşitlenmeleri mümkün olmayan, farklı nitelikler gösteren parçaları olduğunu hatırda tutan bir tarihçilik emeğine ihtiyaç var. Herhangi bir iktidarın ya da etnik-dinsel topluluğun, grubun geçmişini aklamaya/karalamaya çalışmayan.bir tarihçilik emeğine.

Tarihçiliğin aynı zamanda zanaatkârca bir çaba, zanaata yakışır bir sorumluluk taşıdığını akılda tutan bir tarihçilik pratiği, aynı zamanda mesleğin geleceği açısından önümüzde bir imkân olarak duruyor. Tarih ve Toplum Yeni Yaklaşımlar’da önümüzdeki dönemde öncelikle yer vermek istediğimiz çalışmaların çerçevesini böyle çizmek mümkün. Çünkü inanıyoruz ki Türkiye’de de tarihçiliğin bir zanaat, bir meslek olduğuna ve hakkıyla yapılabileceğine inanan ve böyle çalışan tarihçiler mevcuttur.

Dergimiz gelecek sayılarında sayfalarını özellikle 1912-1922 dönemini, o dönemin yukarıda anılan boyutlarını ele alan bu tarz tarihçiliğe, tarih çalışmalarına açık tutacaktır.

 

Tarih ve Toplum Yeni Yaklaşımlar

 

Birikim Dergisi